“
Farkında ve Farklı…”
Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü tanıtmak için
kullanmayı seçtiğimiz bu ifade, çarpıcı olsun diye değil, bu
Bölüm kurulurken yapılan hazırlıkları, harcanan emekleri,
oluşturulan vizyonu, Bölümümüzden mezun olup da alana atılacak
öğrencilerimizin edinmelerini umduğumuz en temel özelliğini
yansıtması amacıyla belirlenmiştir.
Neden “..Farkında ve Farklı..”?
Başkent üniversitesi Psikoloji Bölümü resmen,
2008 yılında kurulmuş olsa da kuruluşu için, önce hayallerimizle
başlayan gerekli hazırlıklar, 2000 yılından beri yapılmaktaydı.
Bölüm elemanları olarak birbirimizden bağımsızca şunları hayal
etmiştik: Başkent Üniversitesi bünyesinde öyle bir Psikoloji
Bölümü kuralım ki bu Bölümde, kendi bilim alanımızın,
psikolojinin bilgi ve becerilerini, Bölümün işleyişine de
yansıtalım.. Diğer deyişle,
söylediklerimizle / önerdiklerimizle yaptıklarımız tutarlı
olsun. Kurulacak bu bölüm, çalışanlarıyla, öğrenim görmekte
olan öğrencileriyle, mezunlarıyla,
kendini gerçekleştirmekte
olan bir sistemin, bir insanın tüm özelliklerini de taşımayı
hedeflesin ve bu yolda gelişsin.
Değerleri:
• Bilinçsizlik/Otomatiklik yerine, Bilinçlilik / Farkındalık
• Söylentiler yerine, “Bilgi” ile yönetim
• Sunulanların tekrarı yerine, Sorgulayıcılık
• Durağanlık yerine, Dinamizm
• Sorumsuzluk yerine, Sorumluluk
• Çaresizce boyun eğmeye dayalı tutsaklık yerine, Bilinçli
kabule dayalı özgürlük
• Saldırganlık yerine, Kendini ifade edebilmek
• Bireycilik yerine, Topluma dönüklük ve özveri
• Kopukluk yerine, Karşılıklı bağlılık / Sinerji
• Yıkıcı Rekabet yerine, Yaratıcı işbirliği
• Yapaylık yerine, Doğallık ve Doğayla birliktelik
olsun.

Türkiye’de psikolojinin gittikçe “popülerleşen” bir alan
olduğunun farkındaydık. Ancak acele etmeyecektik.
Otomatik/bilinçsiz/tepkisel davranmayacaktık. Çok düşündük, çok
araştırdık. Hayal ettiğimiz “o” bölümü nasıl kurarız diye..
Türkiye’deki psikoloji eğitiminin pek çok sorunları vardı.
Bunlar yıllardır alanda yapılan bilimsel araştırmalarla tespit
edilmişti. Bu araştırmalardan önemli bilgiler topladık. İşaret
edilen hatalara düşmemek, yapılan önerileri dikkate almak için…
Diğer psikoloji bölümlerinin programlarını olduğu gibi tekrar
etmek istemedik. Yurt içinden ve yurt dışından elde ettiğimiz
bilgileri, aldık, sorguladık, hayallerimizle yoğurduk ve “kendi
işleyişinden öğrenen”, dinamik bir sistem oluşturmaya çalıştık.
Çok yönlü sorumluluklarımızın farkındaydık. Bir yandan bu
Bölümde öğrenim görecek öğrencilerimizin mesleki geleceklerini
dikkate alırken, diğer yandan da Ülke sorunlarının çözümüne
katkıda bulunabilecek şekilde biçimlenmeye özen göstermeye
çabaladık, çabalayacağız.. Türk psikologları olarak bir başka
sorumluluğumuzun da öğretim elemanlarımızın, yaptıkları ve
yapacakları bilimsel araştırmalarla, uluslararası psikoloji
bilim alanına yeni bakış açıları getirmeleri olduğunu
düşünüyorduk.
Bazı konular vardı ki, bizim kontrolümüz dışındaydı. Örneğin,
psikoloji eğitiminin 4 yıl olması gibi.. Bu sürenin, bu alandaki
bir eğitim için yetersiz olduğunun, dünyadaki psikoloji akademik
camiası içindeki herkes farkındadır. Yurt dışında bu sorun,
ABD’de açılan çok sayıdaki yüksek lisans ve doktora
programlarıyla çözülmeye çalışılırken, Avrupa’da 3+2 şeklindeki
bir süre düzenlemesiyle, 5 yıllık bir eğitimle aşılmaya
çalışılmaktadır. Psikologlar, eğer özel çalışacaklarsa, bu süre
6 yıl olarak öngörülmektedir. Türkiye’de ise alanda yetişmiş
öğretim üyesi sayısı yetersizliği nedeniyle, yüksek lisans ve
doktora programları çok az sayıdadır ve lisans süresinin nasıl
uzatılacağı konusunda da varolan psikoloji bölümleri arasında
henüz bir anlaşmaya varılamamıştır. Ülke çapında varolan
bölümlerimiz, YÖK’e başvurularak lisans süresinin uzatılması
talebi konusunda ise kendilerini çaresiz hissetmektedirler.
Böyle olunca da “şimdilik yapılacak bir şey yok” noktasında
durulmaktadır. Ancak ortada varolan önemli bir gerçek de
Türkiye’deki çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam
edilen 4 yıllık lisans mezunlarından, ancak uzman psikologlarda
varolabilecek bilgi ve becerilerin bekleniyor olmasıdır.
Ülkemizin bu “gerçekler”i karşısında bizler,
Başkent
Üniversitesi Psikoloji Bölümü olarak farklı bir yaklaşım
izleyerek, bu çaresizlik duygusundan kurtulmak istedik. Bunun
için de varolan koşulları kabullenerek, ancak yine de
istediğimiz sonuca biraz daha yaklaşabilmek amacıyla, lisans
programımızda biraz değişiklik yapma yolunu seçtik. Sonuçta,
yurt içi ve yurt dışındaki benzerleriyle kıyaslandığında, daha
yoğun, daha kapsamlı, belki biraz daha zor, ama öğrencilerimizin
hem kuramsal hem de uygulamalı çağdaş bilgi ve beceriler
açısından daha donanımlı olarak mezun olabilecekleri bir program
oluşturduk. Programımızın bir başka önemli farklılığı da yine,
Bölümümüzün temel vizyonlarından biri olan, “söyledikleriyle,
yaptıkları tutarlı olan psikologlar yetiştirmek”hedefi
doğrultusunda, öğrencilerimizin kendi kişisel gelişimlerine,
kendilerini gerçekleştirmelerine katkı yapacağını umduğumuz
dersleri de içermesidir. Her yarıyıl, farklı bir psikolojik
beceriyi ele alacak bu derslerin (stres yönetimi, iletişim
becerileri, öfke yönetimi, problem çözme becerileri, çatışma
çözümleme, vb.), öğrencilerimizin kendi duruşlarını
geliştirmelerinde, onlarda farkındalık yaratılmasında ve olası
kişisel sorunlarıyla baş etmelerinde büyük katkıları olacağını
düşünmekteyiz. Kuşkusuz böyle bir programın hayata geçirilmesi
ancak, hem öğretim elemanlarımızın, hem de öğrencilerimizin
birlikte, daha özverili, daha çok işbirliğine yönelik
davranmamızla, daha çok çalışmamızla mümkün olabilecektir. Bütün
bu zorlukların da karşılıklı, seçilmiş/istemli bağlılığımızın
oluşturacağı sinerji ile aşılacağına; farklı ama hayallerimize,
değerlerimize uygun bir bölüm oluşturacağımıza tüm
içtenliğimizle inanıyoruz.